Biyopsiler

Tedaviler 12 - 12

Biyopsi, vücudumuzun içindeki bir dokudan küçük bir parça alınması ve bu parçanın patoloji tarafından incelenerek tanı konulmasıdır. Yakın zamana kadar biyopsi sadece normal doku ile kanserli dokunun birbirinden ayrılması amacıyla kullanılmakta idi. Oysa günümüzde, biyopsi ile kanserli dokunun türünü, genetik yapısını ve biyolojisini ortaya koyarak tümörün büyüme hızını, diğer organlara yayılma (metastaz) ihtimalini ve hangi tür tedavinin (kemoterapi, radyoterapi vs) etkili olacağını, hatta hangi tür ilaçların daha etkili olacağını tahmin edebiliyoruz. Tanı ve tedavide bize bu kadar yol gösterici olan biyopsi yakın zamana kadar sadece cerrahi olarak alınabilirken günümüzde vücudumuzun birçok bölgesinde ultrason, bilgisayarlı tomografi ve Emar cihazı ile görerek (görüntüleme kılavuzluğunda), küçük bir iğne deliğinden ameliyatsız olarak yapılabilmektedir.

Nasıl Yapılır?

Görüntüleme kılavuzluğunda biyopsi genellikle ultrason ya da tomografi ile bazan da emar ile yapılır. Hasta, önce bu cihazlarla incelenerek şüpheli bölge görüntülenir. Daha sonra, ince bir iğne ile cilt uyuşturulur ve biyopsi iğnesi bu cihazlarla görerek şüpheli bölgeye ilerletilir. Biyopsi için birkaç farklı iğne kullanılmaktadır: 1. İnce iğne biyopsisi: Dokuya ince bir iğne ile girilir, bir enjektörle vakum uygulanırken iğne şüpheli doku içinde çeşitli yönlerde ileri geri hareket ettirilerek dokudan kopan hücreler enjektöre emilir. Bu yöntemle, dokuda iyi huylu-kötü huylu ayırımı yapılabilir, bazı tümörler tanınabilir, ancak daha ayrıntılı bilgiler elde edilemez. Bu yöntem, en sık tiroid nodülü ve lenf nodu biyopsilerinde kullanılmaktadır. 2. Tru-cut ya da core biyopsi: Dokuya, bir düğmeye basılınca otomatik olarak biyopsi alan özel iğnelerle girilir ve dokudan çok küçük birkaç parça alınır. Bu yöntemle tümörden hücre değil doku parçaları alındığından hem kanser tanısı güvenilir olarak konulabilir, hem kanserin alt tipleri belirlenebilir hem de özel reseptör ve genetik çalışmalar yapılabilir. Bu nedenle, ince iğne biyopsisine göre daha sık kullanılmaktadır. 3. Vakum biyopsisi: Günümüzde sadece meme biyopsilerinde kullanılan özel bir biyopsi yöntemidir. Kalın bir iğne ile dokudan alınan parçalar vakumla emilerek dışarı çekilir. Tru-cut biyopsiye göre daha fazla doku alınır, ancak daha komplike ve pahalıdır. Her üç yöntemde, biyopsi işlemi yaklaşık 10-15 dakika sürer ve hasta birkaç saat kadar gözlem altında tutulduktan sonra evine gönderilir.

perkütan-biyopsi-iğneleri

En Sık Hangi Biyopsiler Yapılır?

Görüntüleme kılavuzluğunda biyopsi en çok tiroid, meme, karaciğer, akciğer, prostat, böbrek, pankreas ve kemikte kullanılır. Ancak, vücudumuzda görüntüleme yöntemleriyle görülebilen ve emniyetli olarak iğne ile girilebilen her bölgeden biyopsi alınabilir.

perkütan-biyopsiler

Avantajları Nelerdir?

Görüntüleme kılavuzluğunda biyopsi lokal anestezi altında, ciltten açılan 1mmlik bir delikten yapılır. Bu nedenle ameliyatsız, ağrısız, kesi ve dikiş gerektirmeyen bir işlemdir. İğnenin şüpheli dokuya girişi anlık olarak görülebildiğinden iğnenin yanlış bir yere gitme ihtimali yok denecek kadar azdır. Bu özelliklerinden dolayı tecrübeli ellerde işlemin riski son derece düşüktür. Cerrahi olarak yapılan biyopsilerde enfeksiyon ve kanama gibi riskler daha yüksek, hastanın normal yaşama dönme süresi de daha uzun olduğundan biyopsiden sonra uygun tedaviye başlama zamanı gecikebilir. Görüntüleme kılavuzluğunda biyopsi ise daha kolay ve kısa süren bir işlemdir. Bu sayede, tanı daha hızlı konabilir ve tedaviye en kısa sürede başlanabilir.

Riskleri Nelerdir?

Her işlemin olduğu gibi görüntüleme eşliğinde biyopsilerin de bazı riskleri vardır. Hastaların yaklaşık binde birinde giriş yerinde enfeksiyon ya da ciddi kanama görülebilir. Akciğer biyopsisi olanların yaklaşık yüzde ikisinde akciğer zarlarının arasına hava kaçması nedeniyle tüp takılması gerekebilir.

Biyopsiler konusunda halk arasında dile getirilen iki korku vardır. Birincisi, biyopsinin kötü huylu tümörü yayacağı düşüncesidir. Teorik olarak, tümör içine giren iğnenin dışarı alınırken tümör hücrelerini girdiği deliğe ekebilme (seeding) riski vardır. Ancak bu durum çok nadirdir ve tüm biyopsilerin binde birinden azında görülmektedir. Ayrıca, hastada eğer kanser çıkarsa genellikle kemoterapi ya da radyoterapi göreceği için tümörle birlikte seeding de tedavi edilecektir. Bu nedenle, biyopsinin tümörü yayabileceği endişesi yersizdir. Diğer bir korku da biyopsinin iyi huylu bir tümörü kötü huylu hale getireceği düşüncesidir. Ancak bu düşünce tamamen yanlıştır ve hiçbir bilimsel dayanağı yoktur.

Görüntüleme eşliğinde biyopsi, çok nadir olan bu tür risklerine karşın sunduğu yukarıda anlatılan büyük avantajları nedeniyle tüm dünyada hem hekimler hem de hastalar tarafından tercih edilmektedir.

Kimler Yapar?

Görüntüleme kılavuzluğunda biyopsi girişimsel radyologlar tarafından yapılır. Girişimsel radyologlar ultrason, tomografi ve emar gibi cihazları kullanma, bu cihazlarla hastalıklı bölgeleri tanıyabilme ve iğne ile bu bölgelere ulaşabilme konusunda eğitimli ve deneyimli olan hekimlerdir.

Görüntüleme kılavuzluğunda biyopsi birkaç basit kan testi dışında özel bir hazırlık gerektirmez. Sadece hastanın kan sulandırıcı ilaç kullanmaması ve biyopsi alınacak bölgeyi gösteren filmleri (PET-CT, tomografi, Emar, ultrason, mamografi gibi) yanında getirmesi gerekir.

biyopsi-yöntemleri

Girişimsel Tedaviler